Röportaj köşemizin yeni konuğu takımımızın ve A Milli Bayan Takımının yıldız oyuncusu Neslihan Darnel. Başarılı oyuncumuz ile sizler için sohbet ettik.
Soru : Voleybola başlama hikayeni anlatır mısın?
Çok enerjik bir çocuk olduğum için, ailem bana mutlaka bir spor yaptırmak istemiş. Denedikleri bir çok spor dalında başarılı olamamışlar, taa ki voleybolla beni tanıştırana kadar. Eskişehir DSİ Bentspor’da Şahin ve Kazım hocalarımla başladım voleybol kariyerime.
Soru : Yıllardır Vakıfbank Güneş Sigorta Spor Kulübünde mücadele ediyorsun, kulübümüze ilk transferin nasıl oldu?
Önce DSİ Bentspor’dan 3 arkadaşımla birlikte Yeşilyurt’a geldim. Buradaki performansım İstanbul’daki diğer takımların dikkatini çekmiş olacak ki birkaç değişik tekliften sonra Vakıfbank Güneş Sigorta ile anlaştım.
Soru : Kulübümüzde oynadığın dönemlerde kariyerinde de birçok başarılara imza attın. Bunlardan kısaca bahseder misin?
Evet gerçekten Vakıfbank Güneş Sigorta’daki yıllarımda çok güzel günler yaşadım, tabii ki acılı günlerimizde oldu. İlk olarak en önemli başarımız bence hiçkimsenin bizi favori göstermediği bir sezonda şampiyon olmaktı, o sezon yaşadığım mutluluğu sizlere anlatamam. Sporun güzelliği de burada sanırım, her zaman en iyi kadroyu kuran, en çok yatırımı yapan takım kazancak diye bir kuralı yok. Takım olabiliyorsanız, birbirinize kenetlenmişseniz bir takım seyleri kazanmanız için kağıt üzerinde en iyi olmanıza gerek yok.
Soru : Bayan Milli Takımının as oyuncularının başında geliryorsun, bizlere milli takıma ilk seçilişinden ve milli takımda almış olduğun başarılardan bahseder misin?
İlk olarak 16 yaşında A milli oldum, Burhan Felek eski salondaki Almanya maçıydı. Genelde genç ve yıldız milli takımlarda çok forma giyen oyuncuların A milli takıma seçilmesi beklenir ama benim A milli takıma geçişim biraz ekspres oldu diyebilirim. Daha sonra eldeki çok iyi jenerasyona, takımdaşlık da eklenince yıllar içerisinde bir dolu başarıya imza attık ay yıldızlı formamız için. Ama yinede ben daha yapmamız gereken çok şey olduğuna inanıyorum.
Soru : 2003’teki Avrupa Şampiyonası düşünüldüğünde hala akla ilk gelen isimlerden biri sensin. O sene takımda ve teknik ekipte nasıl bir sinerji oluştu da bir anda böyle büyük bir başarı geldi. Hala bazıları o şampiyonayı Türkiye’deki bayan voleybolun miladı olarak görüyor. Katılıyor musun?
2003 Avrupa Şampiyonası çok enteresan bir dönemdir hayatımda. Çeşitli paradokslar içinde hazırlandık turnuvaya... Bir yanda ’’Bu turnuva neden ülkemize alındı ki, rezil olacağız’’ yorumları öteki taraftan ’’Filenin Sultanları’’ mottosuyla bize sonuna kadar inanmış bir grup... Ve herşeyin ötesinde turnuvanın başlamasına çok kısa bir süre kala aramızdan ayrılan bizi inanılmaz bir üzüntüye boğan Deniz abimiz, Deniz Esinduy hocamız... Dediğim gibi hiç de öyle hedef turnuvaya kitlenmiş bir takım psikolojisinde değildik, belkide o yüzden gayet başarılı olduk! :) Sahaya hep iyi voleybol oynamaya çıktık ve oynadık da diye düşünüyorum. Ben ve Natali ön plana çıkmış olarak gözükebiliriz ama biz bir takımın parçalarıydık ve o takımda Esralar olmasa, Güldenler manşet almasa, Bahar ablalar pas atmasa, Aysun ve Özlem ablalar blok tutmasa, bençten gelen arkadaşlarımız o kadar katkıda bulunmasa bu başarının yanından bile geçemezdik diye inanıyorum, hatta keşke hepimiz biraz daha fazlasını verebilseydik de şampiyonluğa uzanabilseydik...
Soru : Kulüp bazındaki spor hayatına dönecek olursak, bir dönem İspanya’nın Tenerife takımında oynadın. İspanya ile Türkiye’deki voleybolu karşılaştırırsan aradaki farklılıklar neler ?
Benim İspanya’ya gittiğim sezon ve takibi 2-3 sezonda İspanya Liginin Avrupa’nın en kaliteli ikinci ligi olduğunu düşünüyorum. Zaten bu sebeple oraya gittim, yurtdışı tecrübemi kaliteli bir ligde yaşamak istedim. Orada çok önemli oyuncularla birlikte oynadım, yine çok önemli oyunculara karşı mücadele ettim. Bence İspanya Liginin kalitesi geçtiğimiz 1-2 senede milli takımlarına da yansıdı ve bayan voleybolunda ciddi bir aşama kaydettiler. Ancak ekonomik kriz ve yabancı kısıtlaması kulüplerin kolunu kanadını kırdı ve şuan 2 sezon öncesinin kalitesinden çok uzak bir lig kalitesindeler. Ama orada çok şey öğrendiğimi söyleyebilirim, gerçek anlamda profesyonelliğin yaşandığı bir ülke, hemen her dalda. Çok güzel bir 3 yıl geçirdim orada.
Soru : Yurtdışında birkaç sene daha kalmak ister miydin?
Kesinlikle isterdim. Zaten dönüş sebeplerim malum, ekonomik kriz ve kulüp başkanımızın ölümcül bir hastalığa yakalanmasından dolayı takımı küçültmeye gitmek istemesi. Şartlar değişmeseydi belkide şuan hala Tenerife’deydim. :) Ama burada söylemek istediğim Türkiye’de mutsuz olduğum değil, bilakis İspanya’da şunu da öğrendim; bir insanın en çok mutlu olacağı yer kendi yuvasıdır, sadece tecrübe olarak, yaşam kalitesi olarak, kızım da orada doğmuşken birkaç sene daha kalmayı tercih edebilirdim orada. En nihayetinde yine yuvaya dönecektim tabii ki.
Soru: Bu sene iyi bir kadro kuruldu. 3 kupada yarışıyorsunuz. Hedefleriniz neler?
Aynen yazdığınız gibi, 3 kupayı da almak. Bunu bir klişe olarak degil 100 de 100 inanarak söylüyorum. Allah bir sakatlık vermez veya başka bir talihsizliğe uğratmaz ise de biz başaracağız diye umuyorum. Ama bu işler tabii ki söylemekle, inanmakla, ummakla olmuyor. Bunlar için çok çalışmamız, saha içinde ve dışında birbirimizle kenetlenip rakiplerimizin 1 seviye üstüne çıkmamız lazım diye düşünüyorum.
Soru : Bu sene için kendine koyduğun hedefler neler?
Yukarıda yazdığınız gibi, mücadele ettiğimiz 3 kupada da takımıma elimden gelen katkıyı sağlamak ve tabii ki yaz sonundaki Dünya Şampiyonasında ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek.
Soru : Antrenmanlar ve maçlar dışında kalan boş zamanını nasıl değerlendiriyorsun?
Kızımla tabii ki! :) Onunla hava güzelse parklara gitmek, alışverişe çıkmak, gezmek, eğer evdeysek oyunlar oynamak, ona sarılıp öpmek en önemli boş zaman aktivitem :)